Demirel İncirlik üssünü ne zaman kapattı ?

Tolga

Global Mod
Global Mod
Demirel İncirlik Üssü’nü Ne Zaman Kapattı? Aslında Cevap Biraz Daha Farklı

İncirlik konusu açıldığında forumlarda en sık karşılaşılan cümlelerden biri şu oluyor: “Süleyman Demirel 1975’te İncirlik Üssü’nü kapattı.” İlk bakışta kulağa gayet net geliyor. Fakat biraz arşiv karıştırınca mesele bu kadar basit değil. Hatta bence bu konu, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin nasıl şekillendiğini anlamak için oldukça iyi bir örnek.

Çünkü Demirel hükümeti gerçekten 1975’te ABD’nin Türkiye’deki çok sayıda askeri tesisinin faaliyetini durdurdu. Fakat İncirlik tamamen kapatılmadı; NATO görevleri açısından kullanılmaya devam etti. Dolayısıyla “Demirel İncirlik’i kapattı” demek tarihsel olarak eksik, hatta yanlış anlaşılmaya oldukça müsait bir ifade.

Benim araştırdığım kaynaklarda en önemli ayrıntı şu: 25 Temmuz 1975 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye’deki Amerikan askeri tesislerinin büyük bölümü kapatılırken İncirlik istisna tutuldu. Dönemin TBMM kayıtlarında da kararın, İncirlik’in NATO çerçevesindeki kullanımını ayrı tuttuğu açıkça görülüyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi

+1

Peki bu durumda Demirel neyi kapattı, İncirlik neden açık kaldı ve bugün hâlâ neden bu kadar tartışıyoruz?

1975’e Gelene Kadar İncirlik Neden Bu Kadar Önemliydi?

İncirlik’in hikâyesi aslında Demirel’den çok daha önce başlıyor. Türkiye 1952’de NATO’ya katıldıktan sonra ABD ile askeri işbirliği hızla gelişti. İncirlik için Türk Genelkurmayı ile ABD Hava Kuvvetleri arasında ortak kullanım anlaşması Aralık 1954’te imzalandı ve üs Şubat 1955’te Adana Hava Üssü adıyla resmen faaliyete geçti.

İncirlik Havaüssü

+1

Soğuk Savaş açısından bunun mantığı açıktı. Türkiye, Sovyetler Birliği’ne yakınlığı nedeniyle NATO açısından yalnızca siyasi bir müttefik değil, aynı zamanda coğrafi açıdan son derece önemli bir ülkeydi. ABD'nin 1950'lerdeki belgelerinde de Türkiye'nin coğrafi konumunun Sovyetler Birliği, Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve petrol yolları bakımından stratejik önemi özellikle vurgulanıyordu.

Tarih Ofisi

+1

İncirlik’in değeri de tam burada ortaya çıkıyordu.

Bugün haritaya baktığımızda Adana’nın konumunu sıradan bir hava üssü gibi değerlendirmek kolay. Oysa Soğuk Savaş'ın lojistik mantığında Türkiye'nin güneyi; Akdeniz, Ortadoğu ve Sovyet çevresi arasındaki bağlantılardan biriydi.

1958 Lübnan krizi sırasında İncirlik’in ABD operasyonlarında kullanılması da bunun erken örneklerinden biriydi. ABD'nin resmi üs tarihçesi, 1958 Ortadoğu krizinde İncirlik'in operasyonel önem kazandığını belirtiyor.

İncirlik Havaüssü

Burada bence önemli bir ayrım var: İncirlik sadece “Amerikan üssü” olarak okunursa mesele eksik kalıyor. Hukuki ve siyasi açıdan burası Türkiye'nin egemenliği altında bulunan, fakat NATO ve Türkiye-ABD savunma düzenlemeleri çerçevesinde ortak kullanılan bir askeri tesis olarak şekillendi.

Kıbrıs Harekâtı, ABD Ambargosu ve Demirel’in 1975 Kararı

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında Türkiye-ABD ilişkileri ciddi bir krize girdi. ABD Kongresi Türkiye'ye yönelik silah ambargosunu devreye soktu. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın tarihsel kayıtları, 1974 Kıbrıs müdahalesi sonrasında ambargonun uygulanmasını ve Türkiye'nin buna karşılık önemli Amerikan savunma faaliyetlerini askıya almasını ayrıntılı biçimde kaydediyor.

State.gov

İşte Süleyman Demirel'in başbakan olduğu 1975 dönemi burada kritik hale geliyor.

Demirel hükümeti, ABD'nin ambargo kararına karşı oldukça sert bir karşılık verdi. 25 Temmuz 1975'te Türkiye'deki Amerikan üs ve tesislerinin faaliyetleri durduruldu. Fakat kritik nokta şu: İncirlik tamamen kapatılmadı; NATO görevleri açısından kullanımına devam edildi. Dönemin ve sonraki akademik çalışmaların aktardığı hukuki çerçeve bu ayrımı açıkça ortaya koyuyor.

TDV İslâm Ansiklopedisi

+1

Yani “Demirel 21 Amerikan üssünü kapattı” şeklindeki anlatımın bir dayanağı var. Ancak buradan “İncirlik tamamen kapatıldı” sonucunu çıkarmak doğru değil.

Bu ayrıntı özellikle önemli, çünkü bugün siyasi tartışmalarda 1975 olayı çoğu zaman tek cümleye indirgeniyor.

Oysa tarih biraz daha karmaşık.

Peki Demirel İncirlik’i Neden Tamamen Kapatmadı?

Bana göre 1975 kararının en ilginç tarafı tam da bu.

Demirel hükümeti bir yandan ABD'ye karşı ciddi bir egemenlik ve diplomasi mesajı vermiş, diğer yandan NATO'nun Türkiye açısından taşıdığı stratejik önemi tamamen gözden çıkarmamıştı.

Bu aslında çelişki değil. Dönemin dış politika şartları açısından oldukça pragmatik bir yaklaşım.

Türkiye'nin NATO üyeliği Sovyet tehdidi nedeniyle hâlâ merkezi öneme sahipti. Üstelik Türkiye'nin kendi askeri kapasitesinin önemli bir bölümü Batı ittifakının silah, eğitim, lojistik ve teknoloji sistemine bağlıydı.

Dolayısıyla Demirel'in önündeki seçenekler kabaca şöyleydi:

“ABD'ye hiçbir şey olmamış gibi devam etmek” ya da “ABD ile bütün askeri ilişkileri koparmak.”

Türkiye ikisini de seçmedi.

Bunun yerine üçüncü bir yol ortaya çıktı: ABD'nin Türkiye'deki faaliyetlerini ciddi biçimde sınırlandırmak, fakat NATO çerçevesini tamamen parçalamamak.

Bu ayrım bana göre Demirel döneminin dış politikasını anlamak için anahtar niteliğinde.

Daha sonraki gelişmeler de bunu doğruladı. 1980'de imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması yeni bir çerçeve oluşturdu. ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine göre bu anlaşmanın temel özelliklerinden biri, Türkiye'deki askeri üslerin Türk tesisleri olarak kabul edilmesi ve kullanım için Türk makamlarının nihai yetkisinin bulunmasıydı.

Tarih Ofisi

Yani 1975'teki kriz, “Amerika Türkiye'den tamamen çıkarıldı” şeklinde kalıcı bir kopuş yaratmadı.

Tam tersine, birkaç yıl sonra daha farklı bir hukuki-siyasi düzenleme ortaya çıktı.

İncirlik Meselesi 1990’larda Neden Yeniden Patladı?

Asıl ilginç dönemlerden biri de Demirel'in yeniden siyasetin merkezinde olduğu 1990'ların başı.

Körfez Savaşı sonrasında Kuzey Irak'ta yaşanan gelişmeler yüz binlerce insanın Türkiye sınırına yönelmesine neden oldu. TBMM kayıtlarında yaklaşık 500 bin Irak vatandaşının Türkiye sınırına yığıldığı belirtiliyor. Bu insani kriz uluslararası bir askeri yapılanmanın Türkiye'de konuşlandırılmasına zemin hazırladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi

+1

Böylece “Çekiç Güç” olarak bilinen yapı ortaya çıktı.

İncirlik bu kez yalnızca NATO-Sovyet dengesi açısından değil, Irak ve Kuzey Irak politikası açısından tartışılmaya başlandı.

17 Ocak 1991 tarihli TBMM'nin 126 sayılı kararı çerçevesinde çok uluslu gücün İncirlik ve Diyarbakır-Pirinçlik gibi merkezlerde konuşlanmasına izin verildi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Burada Demirel'in pozisyonu da ilginçtir.

1991'de Cumhurbaşkanı olan Demirel, daha önce ABD'nin Irak politikasına karşı temkinli açıklamalar yapmıştı. 1993'te ise İncirlik ve Çekiç Güç konusunda TBMM kararının arkasında durduğunu, faaliyetlerin Türk kontrolü altında gerçekleştiğini savunduğu dönemin basın kayıtlarına yansımıştı.

Cumhuriyet Gazetesi

+1

Bu nedenle Demirel'i sadece “1975'te Amerikan üslerini kapatan lider” şeklinde anlatmak da yanıltıcı.

Aynı siyasi kariyer içerisinde farklı uluslararası koşullara göre farklı politikalar uygulandığını görüyoruz.

Çekiç Güç Gerçekten İncirlik’in Kapatılması Anlamına mı Geliyordu?

Hayır.

Çekiç Güç'ün kendisi 31 Aralık 1996'da sona erdi. Ancak bu, İncirlik'in kapatılması anlamına gelmedi. 1 Ocak 1997'den itibaren “Kuzeyden Keşif Harekâtı” adıyla yeni bir yapı oluşturuldu. TBMM kayıtlarında bu geçiş açıkça yer alıyor.

TBMM CDN

+1

Hatta dönemin Milli Savunma Bakanlığı'nın TBMM'ye verdiği yanıtta, yeni yapının Türk, ABD ve İngiliz unsurlarını içerdiği ve yaklaşık 1.500 personel ile 60 kadar uçak ve helikopterden oluştuğu belirtiliyordu. Türk ve ABD'li eş komutanlık yapısı ve Genelkurmay kontrolü de kayıtlarda ifade edilmişti.

TBMM CDN

Dolayısıyla “Çekiç Güç kaldırıldı, İncirlik kapandı” şeklinde iki olay arasında doğrudan eşitlik kurmak doğru değil.

Bir yapı sona erdi, fakat başka bir düzenleme ortaya çıktı.

Bence bu durum Türkiye'nin dış politika tarihinde sık görülen bir özelliği gösteriyor: isimler ve operasyonların hukuki çerçevesi değişebiliyor, fakat stratejik ihtiyaçlar devam ettiği sürece altyapı bütünüyle ortadan kalkmayabiliyor.

Kadınların ve Erkeklerin Farklı Bakış Açıları Meselesi Nasıl Ele Alınmalı?

Burada özellikle bir noktaya dikkat etmek gerekiyor. “Erkekler stratejik düşünür, kadınlar duygusal düşünür” gibi basit bir ayrım bilimsel açıdan savunulabilir değil. İnsanların siyasi ve toplumsal meseleleri algılama biçimini cinsiyetten çok eğitim, meslek, yaş, aile deneyimi, siyasi görüş, ekonomik durum ve kişisel tecrübeler belirleyebilir.
 
Üst