Özdenetim nedir ilkokulda ?

Tolga

Global Mod
Global Mod
Özdenetim Nedir? İlkokulda Bir Çocuk Gibi!

Herkese merhaba forumdaşlar! Bugün, “Özdenetim nedir?” diye sormaya ne dersiniz? Ama bu sefer size ciddi, kitaplardan alıntı yaparak açıklamalar yapmayacağım, merak etmeyin! Bu yazı, ilkokul seviyesinde, ama büyüklerin bile bazen öğrenmesi gereken, eğlenceli bir bakış açısıyla olacak. Çünkü özdenetim, aslında tam da hepimizin karşısına çocukken çıkan bir konu, ama biz büyüdükçe, "Keşke o zamanlar daha çok özdenetim yapsaydık" demekten başka çaremiz kalmıyor!

Hadi, bakalım neymiş bu özdenetim, ilkokulda nasıl bir şeydi, ve belki de en önemlisi, "Bugün özdenetim yapabiliyor muyuz?" sorusunu birlikte cevaplayalım!

Özdenetim Nedir? Hadi, Basitçe Anlatalım!

Özdenetim, temelde kendimize karşı biraz daha dikkatli, biraz daha kontrollü olabilmek demek. Yani, bir çikolata yediğinde bir daha asla çikolata yiyememek… ya da televizyon izlemek yerine, ders çalışmaya karar vermek! Ama bunun çocuklar için ne kadar zor bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz. Özdenetim, biraz da "Ben şu an ne yapmalıyım?" diye sorup, cevabını verene kadar bekleyebilmek. “Evet, ders çalışmak gerekiyor ama o kadar da önemli mi ki?” diye düşünmek yerine, gerçekten bir karar almak ve ona sadık kalabilmek.

İlkokulda “Özdenetim yap!” dedikleri zaman, öğretmenimizin bazen şöyle bir bakışı olurdu: “Bunu yapmamalısın ama öyle canın istiyor ki!” ve biz de o bakıştan anlamalıydık ki, her şeyin bir zamanı var. Özdenetim, tam da bununla ilgili. Yani, "Ben bir top aldım, ama sınıfta top oynamak yasak. Yine de oynayabilir miyim?" sorusunu içimizdeki sese sormak ve sonunda "Hayır, ben biraz bekleyip sınıf dışına çıkınca oynarım" demek!

Erkeklerin Stratejik Özdenetim: Ama Oyun Zamanı Yok Mu?

Erkekler genellikle daha çözüm odaklı ve stratejik bir yaklaşım benimserler, değil mi? Özdenetim konusunda da aynen böyle davranabilirler. Ama bazen de çözümün en kolay yolu, "Bunu yapmamam lazım ama acaba şimdi biraz yapıp sonra tekrar mı çalışsam?" sorusuna düşebilirler. Bu, aslında bizim özdenetimimize karşı bir "sınav" gibidir.

Mesela, bir erkek çocuk düşünelim: Dışarıda oyun oynama saati geldi ve çocuğun gözleri parlıyor, "Ama o kadar dersim var ki!" diye düşünüyor. Bir yandan oyun oynama hevesi, diğer yandan dersine odaklanma zorunluluğu. Hangi strateji ile ilerleyecek? Tabi ki, hemen şöyle bir çözüm önerisi geliştirir: "Bir saat oyun oynayabilir miyim? Sonra da 2 saat ders çalışırım!" Bunu başarmak da o kadar zor ki!

Erkeklerin özdenetim konusunda en büyük stratejik yaklaşımı, "Biraz yapıp, sonra gerçekten ama gerçekten özdenetim yapmak!" olacaktır. Tabii, bazen bu çözüm biraz havada kalabilir çünkü "Bir saatin nasıl geçtiğini anlamadan, çikolata da yedik, oyun da oynadık!" dediğimizde, geri dönüp özdenetim yapmaya çalışmanın da zor olduğunu kabul ederiz.

Kadınların Empatik Özdenetimi: Oyun Bitti, Ama Bir Şeyler Kaybettik!

Kadınlar ise daha çok, özdenetimi empatik ve ilişkisel bir biçimde ele alır. Özdenetim, onların gözünde sadece kendi işini halletmek değil, çevresindeki insanların da işlerini halletmesine yardımcı olmakla ilgilidir. O yüzden, kadınların özdenetimindeki temel özellik, “Herkes mutlu olsun, ben de görevimi yerine getireyim” anlayışıdır.

Bir kadın çocuk düşünelim: Sınıfta oyun oynama saati geldi, herkes dışarıda koşuyor ve o hala dersini bitirmeye çalışıyor. Ama birden, sınıf arkadaşlarından biri gelip “Benimle oyun oynar mısın?” diyor. Kadın çocuk, "Ama ben ders çalışmalıyım" derken, bu empatik iç ses “Ama o seni bekliyor!” diyor ve sonunda kadının kararını almasına engel oluyor. İyi bir özdenetim burada başlar: Önce başkalarının ihtiyaçları, sonra kendi ihtiyaçları.

Kadınların özdenetimi, bazen "Oyun oynamamak çok kolay, ama başkalarının beklentilerini de bozamam!" diye düşünüp, sonunda belki de kendi isteklerinden feragat etmelerine yol açar. Yani, bu da demek oluyor ki, kadının özdenetimi, başkalarına yardımcı olurken, kişisel motivasyonları nasıl dengelemesi gerektiğine dair bir beceriyi de içerir.

Özdenetim: Geriye Kalan "Bir Şey" Hakkında!

Şimdi gelin, biraz daha genişletelim. Özdenetim, bizim ilkokulda öğretilen kadar basit mi? “Bir tatlı yedikten sonra yemek bitene kadar beklemek zorundayız” mı? Ya da "Sınıfta top oynamak yasak, o zaman öyle yapalım ki başkasına da zarar vermeyelim!" mı? Pek değil tabii. Şimdi işler biraz daha karışık. Sosyal medya, sınavlar, işler, sorumluluklar… Bunların hepsi bizim özdenetimimizi sınayan unsurlar. Ama ilkokulda öğrendiğimiz “yavaş ol, bekle” yaklaşımını doğru hatırlarsak, aslında bu yaşadıklarımızın çoğu, hala temelde özdenetimle ilgili.

Forumda Tartışma Zamanı: Özdenetimle İlgili Ne Düşünüyorsunuz?

Peki, sizce ilkokulda özdenetim gerçekten bu kadar basit miydi? Şimdi ki yaşantımızda da hala özdenetimi sınıfta öğrendiğimiz gibi sürdürebiliyor muyuz? Hızla geçen zaman, sürekli bizi meşgul eden şeyler ve istekler arasında özdenetimi nasıl sağlamalıyız? Hem çocukken, hem de yetişkinken özdenetimi başarıyla kullanabilen var mı? Ne dersiniz, biraz tartışalım!

Yorumlarınızı bekliyorum, özdenetimi yapmanın sırlarını paylaşın!
 
Üst