Ökenmek mi Ükenmek mi ?

Duru

Global Mod
Global Mod
Ökenmek mi Ükenmek mi? Bir Karar Anı Hikâyesi

Bazen, hayat karşımıza bir yol ayrımı koyar. İki seçenek vardır, ikisi de çok farklıdır, ancak her ikisi de bizi bir biçimde etkileyecektir. Bugün size, bu yol ayrımını yaşamak zorunda kalan iki karakterin hikayesini anlatacağım. Bu hikaye, ikisinin de aynı durumu çok farklı bir şekilde ele almasıyla başlıyor: "Ökenmek mi, ükenmek mi?"

Hikayemizin kahramanları, Cihan ve Zeynep’tir. Cihan, stratejik ve çözüm odaklı bir adamdır. Zeynep ise empatik ve insan ilişkilerini güçlü şekilde anlayan, derinlemesine düşünen bir kadındır. Her ikisi de bir anda bir köydeki büyük bir sorunun ortasında bulurlar kendilerini. Köyleri, yıllardır kuraklıkla mücadele etmektedir ve insanlar bu durumdan dolayı giderek daha fazla zorlanmaktadır. İşte, bu kuraklık onların karşısına “ökenmek mi, ükenmek mi?” sorusunu çıkaracaktır.

Cihan’ın Stratejik Adımı: Çözüm Arayışı

Cihan, bu kuraklık meselesini ilk duyduğunda hemen harekete geçmeye karar verir. Zeynep ile beraber köyün meydanında toplanmış olan köylüler, birbirlerine endişeyle bakarken, Cihan’ın aklı devreye girer. O, çözüm odaklı bir adamdır. Kuraklık, evet büyük bir sorun, ama bu tür sorunların çözülmesi gerektiğine inanır. İlk düşüncesi, hemen büyük bir su projesi için bir ihale açmaktır. “Su kanalları inşa edebiliriz. Sulama sistemini kurarız, belki bir baraj da yapabiliriz. Hızla harekete geçmeliyiz,” der, köylülerin gözlerine bakarak. Bu çözümün hemen uygulanabilir olduğunu düşünmektedir.

Zeynep, Cihan’ın bu stratejik yaklaşımına biraz mesafeli yaklaşır. Zeynep, insanları anlar. Onların endişelerini, korkularını ve günlük yaşamlarındaki zorlukları daha derinlemesine hisseder. Bu projelerin her biri, büyük bir maliyet ve büyük bir zaman alacaktır. "Peki ya bekleyemezlerse? İnsanlar şu an susuzluktan çatlıyor, suyun gelmesi birkaç yıl sürecekse, ne olacak?" diye sorar. Zeynep’in bakış açısı, sadece stratejik bir çözüm değil, aynı zamanda insanların bu süreçte yaşadıkları acıyı ve bu acı ile nasıl başa çıkacaklarını da içine almalıdır.

Zeynep’in Duygusal Çözümü: İnsanları Anlamak ve Güçlü Bağlar Kurmak

Zeynep’in çözüm önerisi Cihan’ınkinden oldukça farklıdır. "Öncelikle, insanları yalnız bırakmamalıyız. Onların acılarını anlamalıyız, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmeliyiz," der Zeynep, köylülerle daha fazla vakit geçirmeye başlamadan önce. Cihan bu yaklaşımı anlamakta zorlanır. "Ama Zeynep, suyu nasıl sağlayacağız? Onlara güvence verip, sonra onlara hala susuz bırakmak daha mı iyi?" diyerek mantıklı bir çözüm önerir. Zeynep, hemen cevap verir: "Hayır, Cihan. Güvence vermek başka bir şey, onları desteklemek ve onlara bir arada olmanın gücünü göstermek başka bir şeydir. İnsanlar yalnızca suyu değil, birbirlerini de bulmalıdırlar. Birbirlerine dayanarak bu süreci daha kolay atlatabilirler."

Cihan bu noktada biraz duraklar. Zeynep, insanları nasıl rahatlatacaklarını, onlara umut verecek bir şeyler bulmaya çalışmaktadır. Su projeleri uzun bir süreç olabilir, ama insanlar, bu süreçte yalnız kalmamalıdırlar. Zeynep, köylülerle bir araya gelip, psikolojik ve duygusal destek vermek için bir grup kurmayı önerir. Bu grup, köylülerin psikolojik dayanıklılığını artıracak ve onları birbirlerine bağlayacaktır.

Birleşen Yollar: Ortak Çözüm Arayışı

Cihan ve Zeynep’in yaklaşımları birbirinden çok farklıydı, ama her ikisi de bir şekilde doğru bir şey yapmak istiyordu. Her ikisi de köyü kurtarmak istiyordu, ancak yolları farklıydı. Cihan, teknik çözüm odaklı düşünerek büyük projeler önerdiği gibi, Zeynep de insanları bir araya getirip, onların ruhsal ve duygusal gereksinimlerini göz önünde bulundurdu. İkisi de köydeki bu büyük sorunla başa çıkmak için kendi alanlarında bir şeyler öneriyordu.

Bir akşam, Zeynep ve Cihan tekrar bir araya geldiğinde, nihayet bir orta yol bulduklarını fark ederler. Zeynep, insanlara umut verici bir başlangıç yapmak için köydeki herkesle dayanışma içinde olacaklarını söylerken, Cihan da büyük projeyi gerçekleştirebilmek için köyün çeşitli kaynaklarını değerlendirecektir. Birbirlerinin yaklaşımını daha iyi anlamışlar ve iki çözümü birleştirerek, hem maddi hem de manevi olarak köyün iyileşmesini hedef almışlardır. Cihan’ın çözüm odaklı stratejisi ve Zeynep’in empatik insan odaklı yaklaşımı birleştirilmiştir.

Sonuç: “Ökenmek mi, Ükenmek mi?”

Sonunda, köydeki bu sorunun yanıtı, her ikisinin de anlayışlı bir şekilde çözüm üretmesinin bir sonucu olarak netleşir. Zeynep ve Cihan, birbirlerinden öğrendikleriyle, “ökenmek” ve “ükenmek” arasında denge kurmuşlardır. Kuraklık bir gerçekti, ancak insanlar yalnızca fiziksel değil, duygusal ve toplumsal açıdan da bir çözüme ihtiyaç duyuyorlardı.

Zeynep ve Cihan’ın hikayesi, bazen bir sorunla karşılaşıldığında, sadece bir çözüm bulmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda insanların bu çözümle nasıl ilişki kuracağı ve bu çözümü nasıl anlamlandıracakları üzerine düşünmek gerektiğini gösteriyor. Gerçekten, “ökenmek” mi, yoksa “ükenmek” mi daha iyi? Belki de her ikisini birleştirerek, toplumları daha güçlü kılmak en doğru çözüm olacaktır.

Peki ya siz? Bir soruyla karşılaştığınızda, sadece çözüm odaklı mı hareket ediyorsunuz, yoksa insanları ve duygusal boyutlarını da göz önünde bulunduruyor musunuz? Bir toplumun sorunlarıyla başa çıkarken bu iki yaklaşımı nasıl dengeleyebiliriz?
 
Üst