Nesnel ne örnek ?

Semerkant

Global Mod
Global Mod
Nesnel Ne? Gerçekten, Ne Demek?

Şimdi hepinizin kafasında bir soru var, değil mi? “Nesnel ne demek ya, bunu bir anlatın! Şu an gerçekten her şey çok 'nesnel' gibi görünüyor ama ne demek bu?” Gerçekten de hayatımıza öyle bir anda girmiş durumda ki, bazı şeylerin nesnel olup olmadığına karar verirken, gözlerimizi falan patlatıyoruz. Hani, "bunu nesnel yapamam, çünkü gönlüm el vermiyor" gibi bir durum yok, değil mi? Neyse, biz yine de başladık bir konuya, devam edelim!

Felsefe dünyasında nesnelcilik bir şeylerin insan gözünden bağımsız bir şekilde var olduğunu söylese de, pratikte nesnel olmanın tam olarak ne olduğunu anlamak bazen zor olabiliyor. Hadi gelin, bu konuya eğlenceli bir şekilde bakalım ve biraz mizah katıp, "nesnel" olmanın ne demek olduğunu keşfedelim!

Nesnel Nedir? Kısaca Sade Bir Tanım

Nesnel, aslında bir şeyin kişisel algılara, duygusal durumlara veya bireysel deneyimlere bağlı olmadan var olan bir şey olduğunu anlatan bir terimdir. Kısacası, nesnel olan bir şey her zaman aynıdır ve kimse bunun hakkında farklı bir görüş sunamaz. Bir örnekle açıklamak gerekirse, "güneş doğudan yükselir" gibi bir ifade nesnel bir gerçektir çünkü güneş her zaman doğudan doğar, kimse buna farklı bir bakış açısı geliştiremez (tabii, eğer uzayda başka bir gezegende değilseniz!).

Bu anlamda, nesnelci bir bakış açısı, dünyadaki şeylerin doğru ya da yanlış olmalarının, kişisel hissiyatlardan bağımsız olduğunu savunur. Yani, gerçekler sadece vardır, biz onları keşfederiz. “Nesnel nedir?” sorusunun yanıtı basittir: “İnsanların gözünden, aklından, kalbinden bağımsız olarak var olan şeyler.”

Nesnelcilik ve İnsan İlişkileri: Kadınlar, Erkekler ve Empati

Biraz önce "güneş doğudan doğar" dedik, tamam ama ya insanlar? Nesnel olmak bu kadar kolay mı gerçekten? Kadın ve erkek farklı düşünce biçimlerine sahip olduklarında bu, nesnel bir olayla birleştirilebilir mi? Hadi gelin bu soruyu biraz daha açalım, bakalım ne olacak.

Kadınlar genellikle empatik ve ilişkisel yaklaşımlarla bilinir. Karşınızdaki insanın hissettiklerini anlayarak ona çözüm önerileri sunar, bir bağlantı kurmak isterler. Mesela, bir kadının size duygusal bir problemde nasıl yaklaşacağını düşünün. Sizi anlar, ne hissettiğinizi hissetmeye çalışır ve bir çözüm sunarken, sizi de duygusal olarak anlamaya çalışır. İkili ilişkilerde, empati her şeydir. Bu, bazen nesnelci bir yaklaşımı zorlaştırabilir. Örneğin, sevgiliniz bir sorunla geldiğinde, ne kadar mantıklı düşünseniz de, ona “sadece bunu yap, bu problemi çözersin” demek çok daha fazlasını görmeyi gerektirir: “Ama seni de anlıyorum, bu gerçekten zor.”

Erkekler ise genellikle daha çözüm odaklı ve stratejik yaklaşırlar. Bir erkek, problem karşısında genellikle “Bu sorunu nasıl çözeriz?” diye düşünür. Ancak burada da sorun, kadınlarla olduğu gibi tamamen nesnel bir çözüm bulmanın her zaman mümkün olmamasıdır. Erkekler de bazen daha duygusal yaklaşımları göz ardı edebilirler. "O zaman ne yapalım? Çözelim! Bunu stratejiyle halledelim!" deyip, karşınızdaki kişinin hislerine kayıtsız kalabilirsiniz. Ama burada önemli olan, bu iki yaklaşımın da bir arada var olabilmesidir. İlişkilerde doğru çözüm, bazen nesnel olmaktan çok, duygusal zekayı da kapsayan dengeli bir anlayışla gelir.

Nesnel Olmak Gerçekten Mümkün mü?

Şimdi, teorik olarak nesnel olmak harika bir şey gibi görünüyor. Her şey net, kesin ve tartışmasız! Ama pratikte durum ne kadar farklı. Bir an için, dünya üzerindeki her şeyi sadece bir bilimsel gerçek olarak değerlendirmeyi düşünelim. Peki, insanlar ve onların algıları bu kadar basit mi? Elbette ki değil. Gözlemler, duygular, ve hatta değerler bile kişisel ve toplumsal düzeyde değişir.

Bir insanın “güzel” dediği bir şeyi, başkası “çirkin” olarak görebilir. Birçok insan için mutluluk, maddi başarıyla eşdeğerdir, bir başkası içinse mutluluk tamamen duygusal bağlılıklar ve anlamlı ilişkilerle ilgilidir. Burada nesnel bir doğru bulmak çok zor değil mi?

Nesnelcilik ve İkilik: Sosyal Medya vs. Gerçeklik

Günümüzde nesnel olmak da, sosyal medya sayesinde biraz daha karmaşık hale gelmiş durumda. İster inanın ister inanmayın, sosyal medya da nesnelcilikten çok uzak bir ortam. Herkesin algıları farklıdır; biri bir olay hakkında video çeker ve “işte bu gerçek!” der, diğer biri aynı olayı başka bir perspektiften gösterir ve “hayır, bu gerçek” der. Sosyal medya dünyasında nesnel olmanın yeri yok gibi görünüyor. Ancak gerçeğin ne olduğu konusunda herkesin kendine göre bir yorumu var ve bu yorumlar, kişisel algılara dayanıyor. Bu, nesnelcilikle pek de uyumlu değil.

Sonuç: Nesnelci Olmak Mümkün mü?

Peki, nesnel olmak gerçekten mümkün mü? Duygusal tepkiler ve farklı algılar göz önüne alındığında, her şeyin nesnel bir biçimde var olduğunu söylemek oldukça zor görünüyor. Nesnelcilik, gerçekliğin dışsal, insana bağımsız bir şekilde var olduğunu iddia etse de, insanların gözlem ve deneyimlerinin her zaman sübjektif olduğunu göz önünde bulundurursak, belki de tüm dünyayı nesnel bir şekilde tanımlamak çok da gerçekçi değildir.

Gerçeklik çok daha çeşitlidir ve bazen en iyi çözüm, nesnel bir bakış açısının ötesine geçerek empati ve ilişki odaklı bir yaklaşım geliştirmektir. Bu, kadınlar ve erkekler arasındaki farkları göz önünde bulundururken de önemlidir: Stratejik çözümler bazen empatik yaklaşımlar kadar etkili olmayabilir. Sonuç olarak, her şeyin nesnel olmasını beklemek yerine, insanları ve dünyayı anlamak için daha geniş bir perspektife sahip olmak belki de daha doğru olacaktır.

Peki, sizce nesnel olmak gerçekten mümkün mü? Dünyayı olduğu gibi algılamak, kişisel duygulardan ve deneyimlerden ne kadar bağımsız olabilir?
 
Üst